Rodos’ta ilk durak olarak feribottan iner inmez bir ada turu düzenleyebilirsiniz. Orası ayrı bir konu, ona sonra ayrıca değineceğim. Biz ilk gün daha çok Old Town tarafında vakit geçirdik.
Old Town ilk anda kendini sevdiren yerlerden biri. Taş sokaklar, dar geçişler, küçük meydanlar… Daha ilk yürüyüşte size şunu hissettiriyor: burada acele etmeden dolaşmak lazım. Gündüz başka, akşam başka bir havası var. O yüzden Rodos’a ilk girişte bu tarafı görmek bence doğru başlangıç oluyor.
Yemek için ilk durağımız Melli oldu
Melli, Old Town içinde küçük ama karakteri olan bir yer.
Bazı zamanlar kapısında sıra olabiliyor ama benim gördüğüm kadarıyla göz korkutacak bir bekleme olmuyor. Yarım saat civarı beklersiniz, sonra masaya geçersiniz. Turistik yerlerde bazen sıra görünce direkt vazgeçme hissi olur ya, burada o duygu bende oluşmadı.
Menüde deniz ürünleri güçlüydü. Steak tarafı da kötü kalmıyor. Çalışanların ilgisi de ayrıca iyi, masa size bırakılıp unutulmuyor. Melli’de aklımda kalan şey sadece yemek değil, servis tarafındaki o sakin özen oldu.
Bir de sonda gelen limon chello hoş bir detaydı. Bazen küçük bir ikram bütün deneyimi toparlıyor, burada da biraz öyle oldu. Yerini merak edenler için Google Maps linkini buraya bırakıyorum.
Gece için kısa not: Fuego
Gece tarafında bende kalan yerlerden biri de Fuego oldu. Açık hava düzeni sayesinde klasik kapalı gece kulübü hissi vermiyor, bu bence en iyi tarafı.
Saat ilerledikçe kalabalık artıyor, müzik daha çok öne çıkıyor. Çalışanların tavrı da rahattı. Fuego, geceyi fazla kasmadan başlayıp sonra temposunu yükselten yerlerden biri gibi geldi bana. Maps linki de burada, geceye buradan başlayabilirsiniz.
Tulum Beach: gündüz sakin, akşamüstü beach club
İlk gün beach tarafında tercihimiz Tulum Beach oldu. Rodos merkezine yaklaşık 14-15 kilometre uzaklıkta. Merkezden biraz çıkmayı göze alıyorsanız, karşılığında oldukça berrak ve keyifli bir deniz sizi bekliyor.
Tulum Beach’in güzel tarafı, gün içinde karakter değiştiren bir yer olması. Gündüz saatlerinde daha sakin, denize girip güneşlenebileceğiniz rahat bir beach atmosferi var. Akşamüstü yaklaştıkça bar tarafındaki müziğin sesi yükseliyor ve ortam bir anda gerçek anlamda beach club’a dönüyor. Dans edenler, kokteylini alıp müziğe eşlik edenler derken ciddi anlamda parti havası başlıyor.

Yemek ve içecek tarafı da başarılı. Hem güzel bir denize gireyim, hem iyi müzik dinleyeyim, hem de düzgün yemek ve kokteyl olsun diyorsanız Tulum Beach bu beklentiyi karşılayan yerlerden biri. Yalnız fiyatların Rodos ortalamasının biraz üzerinde olduğunu söylemek lazım. Bütçe odaklı bir beach arıyorsanız ilk tercihiniz olmayabilir; burada biraz da atmosfer ve hizmet için para ödüyorsunuz.
Bir diğer önemli konu ise rezervasyon. Özellikle restoran ve beach bölümünde yer istiyorsanız önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var, öğleden sonra mekan oldukça hızlı dolmaya başlıyor.
Benim için Tulum Beach, Rodos’ta sadece denize girmekten ziyade günü müzik, yemek ve akşamüstü eğlencesiyle birleştirmek isteyenlere önerebileceğim yerlerden biri oldu. Konumunu da şuraya bırakayım.
İkinci gün: Anthony Quinn Bay ve Plaka Beach
İkinci gün deniz tercihimizi Anthony Quinn Bay’den yana kullandık. Sabah 11.00 gibi orada olmamıza rağmen, bölge oldukça turistik olduğu için hem arabaya otopark bulmak hem de sahilde yer kapmak gerçekten zor olabiliyor.
Ben denize girmek ve şezlong kiralamak için hemen yan taraftaki Plaka Beach’i tercih ettim. Anthony Quinn Bay’e kıyasla görece daha sakin bir yer. İki koyda da denize girdim; zaten aralarındaki mesafe yürüyerek yalnızca 3-4 dakika. Ama benim fikrim, Plaka Beach’in denizi biraz daha güzel. İki koyun konumunu da paylaşayım: Anthony Quinn Bay ve Plaka Beach.
Ada turunu ve arabayla dolaştığımız diğer koyları ayrı bir yazıda anlatacağım. Rodos’la ilgili sormak istediğiniz bir şey olursa yorumlarda buluşalım.
